Danışmanlık Hizmetleri 

Psikoterapi; kişiye kendi öznel ıstırabını dillendirebileceği, kendi özgün sözcüklerinden itibaren canını acıtan meseleleri adım adım işleyebileceği ve böylelikle kendi yaşam öyküsünü yeniden yazabileceği bir yer sunar. Psikoterapist de danışanına bu yolculukta eşlik eder ve birlikte yeniden inşa sürecine girerler. 

Kişi; aşina olmadığı duygular, belirtiler yaşadığı ve kendini tekrarlayan bir döngü içinde bulduğu bir anda psikoterapiye başvurur. Psikoterapi, işte bu semptomların ardında gizli kalmış malzemeyle çalışır. Bu gizli malzeme, görünenin arkasındaki çözülmeyi bekleyen bir çatışmadır.

Danışan ve psikoterapist ilk seanstan itibaren terapinin çerçevesini belirlerler. Bu çerçeve; terapinin devamlılık gerektirmesi, belirli / sabit bir gün, saat ve yerde gerçekleşmesiyle ilgilidir. Bu sabitlik, danışana kendini ifade edebileceği korunaklı bir alan sunar. İşte böyle bir yerden itibaren psikoterapist ve danışan işbirliği içinde, danışanın dile getirdikleri arasındaki bağlantıları kurarak yeniden anlamlandırma sürecine girmiş olurlar.

Karşılıklı kabul, anlayış, esnetebilme kapasitesi çift ilişkilerinde önemlidir. Her şeyden önce "biz" olmaktan önce "bir" olabilmek gereklidir. "Bir" tanınmadıkça, kabul görmedikçe "biz"de pürüzler ortaya çıkacaktır. İşte tam da bu noktada çiftler ilişkilerinde yaşadıkları sorunları ele almakta, anlamakta zorluk çekmektedirler. Uygun iletişim diliyle, dinleyerek, duyarak, anlayarak sorunu yeniden ele alma fırsatını değerlendirmek mümkündür. "Biz"de neler olduğunu görebilmek için önce herkesin kendi "bir"ine bakması, tanıması mühimdir. 

Çiftler iletişim sorunları olduğunu veya ilişkilerinde çatışmalar yaşadıklarını fark ettiklerinde  destek alabilirler.

Çocuklarla yürütülen terapi çalışmaları yetişkinlerinkinden farklı olarak oyunlar,  masallar, hikayeler, resim çalışmaları gibi uygulamalarla çocuğun tanışık olduğu yerden yapılır.

 

Çocuğun duygularını anlayabilmek kimi zaman zordur. Ebeveynler çocuklarının davranışlarını yorumlamakta ve anlamakta zorluk yaşayabilirler. Hangi durumlarda, kime, nasıl danışacakları konusunda kafa karışıklığı yaşayabilirler. Eğer çocukta belirli bir davranış tekrar ediyorsa, korku, takıntı, dürtüsellik, saldırganlık, uyum sorunları, uyku, yemek ve tuvalet sorunları gözlemleniyorsa veya ailede bir kayıp yaşandıysa, ayrılık, kardeş gibi yeni bir durumla karşı karşıya kalındığında mutlaka uzman bir psikoloğa danışmak faydalı olacaktır. 

Bizim gibi olanlarlarla, bizimle benzer sorunları yaşayan kişilerle birlikte olmak, yalnız olmadığımızı hissetmek için bir grup içinde var olmak isteriz. Gruplar sosyal bir etkileşim ortamıdır ve kişilerarası ilişki yaklaşımını esas alır. Grup terapisi gönüllülük esasına dayanır. Üyeler o grupta niçin bulunduklarını, grubun amacı hakkında bilgilendirilirler. 

 

Grup Terapisinin Faydaları

Kişilere farklı bakış açıları kazandırır.

Bir gruba dahil olmak kişileri güvende hissettirir.

Benzer sorunlara sahip olan insanlar, o sorunla baş etmeye çalışanın bir tek kendileri olmadığını fark eder ve böylece çaresizlik duygusundan kurtulurlar.

Grup üyelerinden alınan geri bildirimler kişinin kendisinde daha önce göremediği duygu/davranışları vb. fark edebilmesini sağlar. 

Kişiler grup terapisinde duygu ve düşüncelerini nasıl ifade edeceğini, nasıl iletişim kuracağını ve nasıl geribildirim vereceğini öğrenirler.

Kimler Grup Terapisine Katılabilir?

Sosyal Fobi, anksiyete, travmatik yaşantılar, kayıplar, ayrılıklar, yas süreci vb. durumlarında kişiler grup terapilerinde yer edinebilirler. 

Grup terapisi hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

    © 2020 by Dila Ünüvar, Tüm hakları saklıdır.